İtirafname

 

İtirafname

 

Kendimi hiç kimseden ayırmadan, bir tutarak, açık ve net bir şekilde burada itiraf ediyorum ki, bizler kendi hayatını yaşayan, ticareti ile ilgilenen, sıradan vatandaşlar olarak, kendimizi Müslüman zannettik ama kabul etmedik ve teslim olmadık..

 

Dünya genelinde, hemen her ülkede Müslüman olarak yaftalanan insanlara zulümler yağdırılırken, ülkeleri işgal edilirken, camileri yakılırken, hanımların tesettürleri yırtılırken, hatta evlatlarımız kurşunlanırken, bizler sadece namaz kılıp oruç tutmakla, zekâtı vermekle, dua etmekle, beddua etmekle, zikir halkaları kurmakla, teheccüdlere kalkmakla Müslüman olunacağını ve Müslüman kalınacağını zannettik sadece tüm iyi niyetimizle.

 

Bilmediğimiz bir dille Kur’an okuyarak Allah ile konuştuğumuzu zannettik. Ne o dili öğrenmeye gayret ettik ne de mesajı anlamaya uğraştık. Aramıza bizden belki de daha rezil aracılar koyduk. Onların anladıklarına iman ettiğimizi söyledik. Biz anlamayı reddettik. Tövbelerimizde bile Rabbimizle yalnız kalamadık. Bizler Allah’a evlatlarımızı şirk koştuk, yetmedi hocalarımızı şirk koştuk, yetmedi evliya dediklerimizi şirk koştuk, o da yetmedi Resulullah’ı şirk koştuk.. Bizler Allah’ın gönderdiği kitaba kitaplar şirk koştuk, şirk koştuğumuz kitapları elimizden bırakamadık ki Kur’an’a sarılalım.

 

Biz izin verdik. “Sen anlamazsın” diyene ben anlamam dedik, “sen düşünemezsin” diyene ben düşünemem dedik. Para kazandık, güldük eğlendik, yatıp kalkıp namazlar kıldık ne dediğimizi bile bilmeden. Puta tapanları aşağılarken ecdadımız, o batıl tapıcılar kadar samimiyetimiz var mıydı ki bizim, çek senet yüzünden Hacc’ı kısaltırken..

 

Cebimizde faiz taşır, faiz öder, rüşvetle iş görür, yediği hazır gıdaya hatta yoğurda bile domuzu bulaştırır, içtiği gazozun alkolünü umursamaz, islam’ı sadece domuz yememek ve şarap içmemek zannederdik. Alışverişimizde bile İslam düşmanlarını tercih eder kaliteden taviz vermezdik. Cebimiz parayla olmasa bile kredi kartlarıyla doluydu ve her bankanın adresini de bilirdik. “Hanımların başından başörtüsünü alamadılar” diye sevinirken, popolarından eteklerinin çalınışına şaşırmayı bile akıl edemedik!

 

Kendini bir sarıkla evliya zanneden âlimlerimiz vardır aynları çatlatmakla yarışan, 1700’lü yılların Avusturya köylüsü ceketlerini giyerek cübbeli olmakla övünür, benim 2000’li yılların Avusturya köylüsü kıyafetime laf eder, namazlarımı iade ettirir.. Ve sanki düğündeymişiz, sanki ümmet muzaffermiş gibi şen kahkahalarla zikir halkaları kurulur. Her kurulan halkada gökten meleklerin indiğini iddia eder, sözde o melekler ki Filistinli garibanı yüzüstü bırakıp, Myanmarlı ümmeti yanarken terkedip senin halkana girerler. Benim semalarımda melekler, Suriye semalarında Beşşar Esed’in ölüm kusan kuşları vardır. Ve sanki “yeryüzünde İslam kalmamış ki ebabiller kimin için uçsun” demektedirler.. ama ebabiller zaten Müslümanlar için değil kafirler için uçarlar öyle değil mi? Müslüman camiye gitsin onun işini melekler yapsın demek midir bu, bir mehdi gelsin ümmeti kurtarsın yetmezse bir Mesih insin kafirlerin kökünü kazısın demiyor muyduk zaten asırlarca.. Aman kendini Müslüman zanneden uyanmasın yeter ki.. biz aramızdan çıkan nice mehdileri paçalarından çekip rüsvay eylemeyi de iyi bilirdik zaten..

 

Utanmadan el açarız sağlık isteriz, bereket isteriz, rahmet isteriz, iş güç, para pul, hayırlı kısmetler isteriz.. cihad eden bir ordu istemeyiz, islah edilmiş bir nefs ve hidayet ve amel edilmiş ilim, ve cundullahda bir mücahid olma arzusu.. ve bu düzeni yıkmak.. ve ilayı kelimetullah için azim, hırs, güç kuvvet, birlik.. ister miyiz?

 

Birbirine peygamber hikayeleri anlatan çaresiz, bitkin, aciz, zavallı Müslümanlarsak eğer “elhamdülillah”, ama ya öte tarafta hakkımızda “sempatisi vardı” ama Müslüman değildi denirse kendimizi neyle savunacağız bilemiyorum.. koca göbekli, dini örtüde bezde, kılda tüyde arayan alimlerimizi gösterip “bunları yakın bizi serbest bırakın” mı diyeceğiz? Cehalet bizi kurtarır mı acep? İyi niyet taşlarıyla döşenmiş cehnnem yolunun yolcusu olmaktan cehaletle mi kurtulacağız.

 

Ey, her sene kestiği danalardan sadece birinin üzerine binmiş, sırat köprüsünün direklerini görme umuduyla gözleri ufku tarayan Müslüman! Kafanı kaldır yukarı bak, başının üzerinde köprüyü göreceksin..

 

Cennet kapıları açıldı sizi bekliyor deseler, koşmak aklımıza gelmez de o tarafa giden bir araç bulana kadar cehennemde bekleriz sanıyorum. Biz de bu tembellik, atalet ve umursamazlık olduğu sürece ne derece iman etmiş olduğumuzu cümlemizin perişan halinden anlayın ey insanlık.

 

Şu diyaloğun aktörleri yabancı geldi mi?

-          Sen mi kurtaracan lan dünyayı?

-          Yoo..!

-          Otur o zaman bi çay söyliyim.

-          Eh, söyle madem..

-          Lan yine 150 kişi ölmüş bugün Suriye’de.

-          He ya, Allah belasını versin o dinsiz köpeğin.. la oğlum akşam maç kaçta?

-          Sekiz buçuk, buraya gel buradan gideriz.

-          İyi bakarız..

Biri benim, biri de belki sen..

 

Fazıl Sunusi ONAY

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !