Gezi Parkı Eylemcilerine ve Destekleyenlere

Eylemcilere ve Destekleyenlere!

 

Gezi Park’ı direnişçilerini ve onları destekleyenleri (destekçileri değil) anlamak istiyorum.

İnanmadığınız nedir?

 

15 ağaç yüzünden orada olamazsınız, zira sizin için revir olarak kullanılmak üzere sizlere otelinin kapılarını açanlar 80.000 ağacı kestiklerinde orada değildiniz.

Taksim’i yayalaştırma projesiyle eskisinden daha yeşil, daha ferah, her yönüyle daha muhteşem bir görünüme kavuşmasını engelleme niyetiniz de mantıklı değil… Neden ordasınız?

 

Diktatörlüğe karşı orada olduğunu söyleyenler!

Diktatörler rakiplerini ıslatmazlar, toma kullanmazlar, onların scudları vardır, görmüyor musunuz? Sağlığa zararı ve yan etkisi olmayan biber gazı değildir kullandıkları, onlar sarin müptelasıdır, bilmiyor olamazsınız! Diktatörler kurşundan olurlar, plastikten değil. Diktatörlerin heykelleri olur, 2 buçuk milyar ağacı değil. Diktatörlerin kolluk kuvvetlerine kendi parlamentolarının vekilleri ana avrat küfredemez kameraların önünde. 24 saat halkı provake eden tv kanalları ve çarşaf çarşaf yalan ve iftira yazan gazeteler olmaz diktatör ülkelerinde. Bunlarla tekzip tekzip uğraşılmaz gidilip kapatılır diktatörlüklerde.

 

Bırak taş atmayı, polise karşı elini beline atan direnişçi vurulur, Amerika’da, medeni Avrupa’da böyledir, bunu da bilmiyor değilsiniz!

 

Yasakçılığa karşı orada olduğunu söyleyenler!

Medeni bir ülkede yasaklanmayıp da bu ülkede yasaklanan bir tek şey gösterin dediğimizde geveliyorsunuz. Samimi değilsiniz.

 

T.C. Başbakanına karşı olduğunu söyleyenler!

Elbette olabilirsiniz, ama bunu gece 23:00 da hala kapı komşunuzun kulağının dibinde gürültü yaparak ya da yol keserek gösterme hakkına sahip değilsiniz. Hatta günün herhangi bir saatinde de böyle bir gürültü ve eylem hakkınız yok. Işık açıp kapama neyinize yetmedi de, gürültüyle toplumu provoke etmeyi sürdürüyorsunuz, amacınız ne? Küfür işitmek mi? Yoksa kazanacağınız anti sempatiyle iktidarı güçlendirmek mi? Eylemcinin faşisti de böyle oluyor işte.

 

Hükümete muhalif olduğunu söyleyenler!

Diyelim ki amacınız sadece hükümeti düşürmek, bunun yolu buysa eğer, yapılacak bir seçimden sonra çıkacak karara saygı duymanızı mı bekleyeceğiz enayi gibi! Yani bunun bir sonucu var mı? Hakikaten buna, yani direnişçilerin duyacağı milli iradeye saygıya inanan embesil var mı aranızda! Varsa şimdi nerede o saygı!

 

Diyelim ki, Hükümet küstü, ben artık başbakancılık oynamıyorum dedi ve gitti, gelecek olan kim, adayınız kim, ya da var mı? En çok misketi olan mı yönetsin ülkeyi? (Tayyip’ten daha iyi yönetir diyen geri zekalıyı ayırıyorum kenara, ben de onlardan biriktiriyorum)

 

Onbinlerce belki de yüzbinlerce icraattan hükümetin yanlış uyguladığı binlercesi olabilme ihtimaline karşı dünyanın emperyalist güçlerini öfkelendiren büyük başarıları olduğunu da her halde görmezden gelemezsin. Bu başarıların cumhuriyetin ilanından beri ilk kez gerçekleştiriliyor olmalarını da göz ardı edemezsin. Matematik, istatistik, tarih, sosyoloji ve eylemlerin etki ve tepkileriyle sosyal psikoloji ortadayken senin inanmadığın nedir? Neden buna alet olmayı sürdürüyorsun? Senin umut ettiğin nedir? Senin başka bir projen var da arkandan mı gelmiyorlar, insanları bu şekilde mi davet ediyorsun?

 

Aç ve açıkta değilsin, 2001de umudun yoktu, bugün hem umudun hem de gücün var, bu kinin nereden geliyor? Seni ve milletini ayağa kaldıranlara karşı bu öfken sadece nankörlükten ve hainlikten kaynaklanıyor olamaz… Hafifletici bir sebep arıyorum ve bu eylemleri makul ve mantıklı görme azmimi sürdürüyorum…

 

Bir de tersini düşünelim, direnişin arkasına aldığı yüzde 25’in ortalığı kan gölüne çevirmesinden endişe eden hükümet istifa etti. (en çok ihtiyaç olunan anda!) Sokaklar direnişçilere, iktidar Kılıçdaroğlu’na bırakıldı, Tayyip Erdoğan “dedikleri gibi” asılmak üzere tutuklandı, polis teşkilatı lağvedildi, asker kışlasında kilitlendi.. her yer taksim her yer direniş oldu..

 

E sonra…

Şimdi sizi kim koruyacak?

 

Ya sizin yüzde 25’le yaptığınız gürültüyü, yüzde 50 yapmaya kalkarsa… ki yapacak..! Koyun olmadığı gerçeğini ifşa eden yalnızca siz olmayacaksınız; karşı safın koyun olduğu iddiasında bulunanlarsa cesaret yerine biraz endişe hissetmeli, zira çobanlar tehlikelidir. (Bizim de farkında olduğumuz gerçek bu).

 

Yoksa sizin de istediğiniz bu muydu? Safı belli olanların sokaklarda çarpışması!

 

Amerika’da Yahudi lobisi AIPAC'in desteğiyle faaliyetlerini sürdüren Amerikan Girişimcilik Enstitüsü'nde (American Enterprise Institute, AEI) geçtiğimiz şubat ayında masaya yatırılan  'apolitik Türk gençliğini sokağa indirerek canlı tutmak' için 'İstanbul isyanı' senaryosunun da asıl amacı bu muydu?

 

İyi öyleyse, artık herkes herkesi tanıyor, tavrını, fikrini, safını ve sabrını biliyor diyebiliriz.

 

Bu 20 günlük anarşi festivalinde ölen 2 kişinin ailesi hariç herkes çok eğlendi. Bazılarının gururla taşıyacağını iddia ettiği yaraları oldu, direnme hazzı doruktaydı. Benzer olaylar Fransa’da olsa yüzlerce tutuklu ve ölü frankoarabla skor tamamlanırdı. Türkiye’deki ileri demokrasinin ulaştığı bu doruk nokta Avrupa ülkelerinin hiçbirinde yok!

 

Hala kaşıyanlar, zevk titremeleri geçmemiş olanlarsa neye hizmet ettiklerini asla anlamayacaklar ya da hizmet ettikleri emperyal şeytandan asla vazgeçme basiretini gösteremeyecekler, olsun onlar da iyi bir ders almışlardır, bir dahakine daha iyi çalışıp gelecekler, bu da hükümetin kulağına küpe olsun.

 

Eylemciler işin farkında değiller, olmayacaklar, destekleyenler de ama “destekçiler” farkında. Onları en çok kızdıran şeyse bu işi sosyal bir eylem olarak görmeyip başından beri siyasi bir tutum takınan hükümetin bu öngörüsü. Masum kalması gereken ve dalga dalga yayılacağı hesap edilen (nasıl hesapsa) bu eylemler marjinallerin zamanında müdahelesi(!) ve iktidarın sosyal mesaj yerine en başından beri siyasi mesaj vermesiyle fışkırdığı yerde kalmış, sadece iktidarın safları sıklaştırmasına yol açmıştır. Karşı cephede ise zaten önderlik edilebilecek bir saf yoktur. İşi sadece çevrecilik olarak gören saf grupların Kemalistlere ve CHP liderine gereken coşkuyu sağlamaması bu olayı sadece anarşik kılmış ve yönünü bulmasına imkan vermemiştir.

Eğer bu eylemleri hesap edip kitap edip başlatan, direnişi örgütleyen, propagandasını yapan Akparti’yse, bu siyasi başarıyla umduğuna ulaşması sebebi ile şapka çıkarmak lazım; eğer Akparti değilse her rüzgarı kanadının altına alabilen bu başbakana bilmiyorum ne söylemek lazım?

Tevfik Allah’dan.

 

Not: TC her zaman 18 yaşındadır ve henüz yorum bile yapmamıştır, bu basireti gösterdiklerinden ötürü minnettarız, ama bu olaylar bundan sadece 2 sene önce yaşansaydı ya ben bu satırları şu an yazamıyordum ya da okuyucu yoktu…

SFO

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !